Çanakkale Savaşları Web Sitesi

Mesudiye Zırhlısı Araştırması

http://mesudiye.canakkale.org

mesudiye@canakkale.org

 

Click for English

1-Bu çalışmanın amacı nedir?:

2-Mesudiye’nin kısa hikayesi:

3-Bu çalışma esnasında ulaşılan kaynaklar:

4-Bu çalışma esnasında ulaşılması amaçlanan kaynaklar:

5-Bu çalışmayı yapan kimdir:

6-Sayfanızdan bu sayfaya link yapmak için gerekli kod

Basında Mesudiye Sayfamız

Şubat 2002 Ekovizyon Çanakkale-Ayın Sitesi Sayfanın tamamı

-20.3.2000 Milliyet Gazetesi- Olaylar ve İnsanlar-Hasan Pulur - - Sayfanın aslı

-Aralık 2000 Popüler Tarih Dergisi- Sayfa 56-57-58-59 - Mesudiye'yi Hatırla-Oğuz Otay

-Mesudiye Araştırması Tempo Dergisinde Yer Almıştır.

Mesudiye Araştırması ile ilgili yeni gelişmeler
(Deniz Kuvvetleri dergisinin Kasim 2000 sayısı)
18 Mart pazar gunu, NTV radyoda saat 09:30 da yayinlanacak olan Tarihce adli programda konuş konuşmacı Oğuz Otay'dır

 

Bu çalışmanın amacı nedir?:

1997 yılında Çanakkale’de yapılacak bir dalış seyahati için bölgede bulunan ve yetkili kurumlar tarafından dalışa izin verilen batıkları araştırırken bir batık özellikle dikkatimizi çekmişti: Mesudiye Zırhlısı. Batık ile ilgili o anda öğrenebildiklerimiz oldukça kısıtlı idi. Bu gemi, 1914 yılında İngiliz denizaltıları tarafından torpillenerek batırılmıştı ve zamanla önemi bilinmeden hurdacılar tarafından yağmalanmıştı. O gün planlanan dalış programına gerek eldeki bilgilerin yetersizliğinden, gerekse dalışların yapılacağı günlerde hava koşullarının uygun olmaması nedeniyle bu gizemli batığa yapılacak dalış daha sonraki günlere ve hatta yıllara ertelenmiş oldu. Aradan geçen günlerde elde edilen sınırlı bilgiler bu batığı daha da çekici hale getirmişti. Zira, bizim tespitlerimiz doğrultusunda Mesudiye bir denizaltı tarafından batırılan ilk savaş gemisi idi. Üstelik, geminin batırılması esnasında 10 makina subayımız ve 24 erimiz şehit olmuştu. Bu iki önemli unsura rağmen sözkonusu gemimizin batışına ve tarihçesine gereken önemin verilmemiş olduğu ve bu husustaki çalışmanın daha detaylı bir hale getirilerek -mümkün olur ise- bir kitap olarak yayınlanması sonucuna varılmıştır. Yayınlanacak bu eser ile belki de gemimize ait batıktan geriye kalanların daha da fazla yağmalanmasını engelleyecek ve bu ülkeye hayatlarını ortaya koyarak hizmet etmiş vatan evlatlarının unutulmaya yüztutmuş –unutulmuş demeye dilimiz varmıyor- isimlerinin yaşatılmasını sağlamaktır. Bu çalışmanın kitap haline getirilmesinin mümkün olması halinde, satışından (araştırma ve basım masrafları sonrasında) elde edilecek gelirin büyük bir kısmı aynı dönemde eşi benzeri görülmemiş bir kahramanlık yaratmış olan ve Çanakkale Destanı’nın başrol oyuncularından olan Nusrat (Nusret) mayın gemimizin yüzer bir müze ve kütüphane haline getirilmesi ile ilgili çalışmalara tahsis edilmesi amaçlanmıştır.

Mesudiye’nin kısa hikayesi:

1874 senesinde İngiltere’de tersanelerinde inşa edilmiş ve 1901 yılında da İtalya'nın Ansaldo tersanesinde tamir ve tadilat görmüş olan ve Birinci Dünya Savaşı’ nın ayak seslerinin ülkemizde duyulduğu günlerde 40 yaşında olan yaşlı kurt, Çanakkale Boğazı’ nın savunulması amacıyla oluşturulmuş olan mayın hatlarını korumak maksadıyla, Sarısığlar mevkiinde demirlemiş ve sabit batarya haline getirilmişti. Bu son vazifesine kadar oldukça önemli görevler yapmış olan Mesudiye’nin iştirak ettiği önemli deniz muharebeleri sırasıyla, Osmanlı – Rus Savaşı (Mart 1877), Osmanlı – Yunan Savaşı (Mart 1897), Balkan Savaşı (16 Ekim 1912)’ dır. 1877 yılında henuz 3 yaşında yeni bir savaş gemisi iken Osmanlı – Rus Savaşı’ na amiral gemisi olarak katılmıştır.

Kendisine verilen son vazife adeta bir ölüm fermanıydı. Zira, savaş gemilerine deniz savaşlarında üstünlük sağlayan en önemli özellikleri seyir halindeyken ateş edebilmeleri ve yerlerini sürekli değiştirerek, isabet alma olasılığını en düşük seviyeye indirmeleridir. Oysa, Mesudiye’nin Sarısığlar’a demirlemesi o güne değin uygulanan denizcilik teammülleri ile tamamen ters düşmesine ve gerek gemi komutanının gerekse bazı deniz subaylarının ısrarlı tavırlarına ve mektuplarına rağmen o günlerde Osmanlı ordusunda ve donanmasında ağırlığı olan Alman subaylarının etkisini kırmak mümkün olmamış ve gemi son vazifesini ifa etmek üzere bölgeye demirlemişti.

Mesudiye, bu görevi esnasında en önemli silahı olan, iki adet 24 cm.lik toplarından mahrumdu. Bu topların zıvanaları zamanla aşınmış ve yeniden açılmak üzere 26 Haziran 1913 tarihinde Reşit Paşa vapuru ile İngiltere’ye gönderilmiş ve savaşın başlamasıyla toplar geri yollanmamış ve İngiltere’de alı konulmuştur. Bu topların yokluğunu gizlemek maksadıyla tahta namlular yapılarak, top namlularının yerlerine yerleştirildiği çeşitli eserlerde dile getirilmiştir.

Savaşın sıcaklığının hissedildiği günlerde, ilan edilmiş olan seferberlik nedeniyle gemiye mürettebat temin edebilmek amacıyla, eskiden gemilerde hizmet etmiş ne kadar efrat varsa, bunlar gemiye gönderilmiş ve böylece mürettebat adedi 615 i bulmuştu. 59 kadar da subay vardı.

O günlerde, İngiliz ve Fransız denizaltılarının boğazda oluşturulmuş mayın hatlarını geçerek Marmara Denizi’ nde ve İstanbul önlerinde kendilerini göstermeleri, Osmanlı Hükümeti’ ni savaş dışı bırakacağı düşünülüyor ve bu hususta çeşitli teşebbüsler yapılıyordu. Bu denizaltı harekatının asıl amaçlarından biri de, Alman Hükümeti tarafından bir oldu bitti sonrasında Çanakkale Boğazı’ ndan içeri sokulan ve daha sonrada Osmanlı Hükümeti’ nin satın aldığını açıkladığı Goben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) gemilerini batırmaktı. Zira, bu gemilerden Yavuz, Karadeniz’deki mevcut dengeyi Rus Çarlığı aleyhine ve Osmanlı Devleti lehine değiştirmişti. Öte yandan, itilaf devletlerinin Çanakkale Boğazı etrafında yürüttükleri abluka esnasında, sözkonusu geminin aşırtma atışlarına maruz kalma tehlikesi ile karşı karşıyaydılar.

Bu görev, Fransız ve İngiliz denizaltı kumandanları arasında rekabet hissi başlattı. Bataryalarının yeni olması nedeniyle bu görev, N. Holbrook komutasındaki B-11 İngiliz denizaltısına verildi.

13 Aralık 1914 günü,denizaltı avını arayan bir avcı heycanıyla boğaza girdi, mayın hatlarından geçerek saat 12 de yenilecek yemek için mürettebatı toplu olarak geminin alt kısmında bulunan Mesudiye’yi, saat 11:58 de yaklaşık 800 metre mesafeden torpilledi. Bu isabetle yemek salonunda bulunan makina subayları parça parça oldular. Denizaltının attığı torpido ve sonrasında gözcüler tarafından görülen periskopu topbaşı borusunu çaldırmış ve Mesudiye’nin topları olanca şiddetile düşman denizaltısının göründüğü noktaya doğru ateş etmeye başlamıştı. Alınan yaralar nedeniyle top atışları gittikçe zorlaşıyor fakat son dakikaya kadar kahramanca devam ediyordu. Geminin makina dairesinde ise tam bir can pazarı yaşanıyordu. Burada sağ kalan subaylarla bir kaç erin yukarıya çıkma çabaları, geminin yan yatması ile oluşan meyilden dolayı işlevini kaybetmiş ve sıkışmış kapılar bu cabaları sonuçsuz bırakıyordu.

Bu arada düşman denizaltısı ikinci torpilini de atarak gemiyi iki bacası arasından bir kez daha vuruyordu. Bu isabetten sonra gemi sulara gömülüyor ve kurtulan mürettebat da soğuk sulara düşüyordu. Kurtulan personel filikalar ile kıyıya çıktı.

Bu sırada düşman attığı torpidonun hangi gemiye karşı olduğunu bilmiyordu. Ancak büyük bir harp gemisi olduğunu görmüştü. Denizaltının boğazı da terk etmesi oldukça zor olmuştur. Geminin pusulasında oluşan arıza nedeniyle, gemi periskop vasıtasıyla seyire devam etmiş ve bir kaç kere dibi bulmasına rağmen öğleden sonra boğazı terk etmiştir. Daha sonra üssüne döndüğünde batırdığı geminin Mesudiye olduğunu öğrenmiş ve İngiliz Bahriye Nezareti, gemi mürettebatını takdir ederek, rütbelerine göre çeşitli madalyalarla taltif etmiştir. Denizaltı komutanı N. Holbrook’a verilen Victoria Cross nişanı, İngiltere’nin en büyük kahramanlık nişanı olup, o tarihe kadar hiç bir denizaltı subayına verilmemişti.

Mesudiye’nin batması sonrasında yapılan incelemede makina subaylarının bulunduğu salonun su üstünde kaldığı görülmüş ve içeride canlı mürettebat kaldı ise gemi saçlarının delinerek kurtulabileceği ümidi uyanmıştır. Bir demir parçasına vurularak verilen işaret, içeriden de aynı şekilde yanıtlanmıştır. Hemen telgrafla İstanbul’dan kurtarma aletleri istendi. Bu sırada meydanda kalan bir top lumbarından bir makina subayı içeri girdi. Bir yerde kapalı bir halde kalan makina yüzbaşısı Ziya beyin “kurtarın” diye seslendiğini duyuldu. Kapının ani olarak açılması dolayısıyla Yüzbaşı Ziya bey ruhunu teslim etti. Başka bir noktada, üç makina subayının çekiç darbelerine karşılık vermesi, İstanbul’dan beklenen aletlerin gelmesi beklenmeksizin işe koyulmayı gerekli kıldı. İptidai yöntemlerle kurtarma çalışması oldukça yavaş ilerliyordu. Ertesi sabah, İstanbuldan gelen ekipmanla dış teknede bir delik açıldı ama çarkçı Yüzbaşı Ziya beyden elde edilen tecrübe ile iç teknede delik açılmadı. İç teknede el keskisi ile küçük bir delik açılarak buradan ince bir lastik boru ile önce konyak, on dakika sonra da süt verildi. İçeriden “bizleri kurtarın” diye yükselen çığlıklar kurtarma çalışmasına katılanların yüreklerini parçalarken, çalışmalarını mümkün olan en hızlı şekilde yapmaları konusunda cesaretlendiriyordu. Gayretli çalışmalar sonrasında delik büyütülerek Mülazim Ahmet, Mülazim Mustafa ve başka bir mülazım daha kurtarıldı. 32 saat sonra havasızlıktan ve yorgunluktan bitap düşen subaylar hastahaneye kaldırıldılar.

Mesudiye battıktan sonra sökülen toplar, geminin adının verildiği bataryaya monte edilmiş ve 18 mart 1915 boğaz muharebesinde büyük başarılar elde etmiştir. Özellikle, Bouvet Fransız muharebe gemisinde büyük hasara yol açmıştır.

Bu çalışma esnasında ulaşılan kaynaklar:

Bu çalışmalar esnasında dikkatimizi çeken en önemli husus, böyle bir hadisenin bugüne kadar Türkçe eserlerde detaylı bir şekilde incelenmeyip sadece bir kaç satır veya bir kaç sayfa ile ifade edilmesidir. Konu bizim tespit edebildiğimiz kadarı ile başlı başına ayrı bir kitapta yerini almamıştır. Yabancı dillerde basılmış eserlerde ise konu “mayın hatlarını geçerek Türk gemisini batıran kahraman İngiliz denizaltı subayı” yaklaşımı ile işlenmiştir. Kahramanlıklarına olduğu kadar, bu kahramanlıkların yaratılması esnasında başarıya ulaşmamamış ama ülkesi için hayatını ortaya koymuş vatan evlatlarının bu çercevede bizlerinde arasında bulunduğu sonraki nesiller tarafından hak ettiği saygıyı, kıymeti görmemiş olmaları yüreklerimizi sızlatmıştır. Bu konuda yayınlanmış eser eksikliğinin belki de en önemli nedeni, ülkemizde Cumhuriyet yönetimine geçilmesi ile yaşanılan dil devrimi sonucunda arşivlerde bulunan dökümanların Osmanlıca olması ve bu kaynakları okuyarak günlük dile çevirecek kişilerin az olması olduğu sonucuna vardık. Bastırmaya çalışmamıza rağmen, aklımızın bir köşesinde de, acaba tarihimize yeteri kadar ilgi göstermediğimiz veya vurdum duymazlığımız esas neden mi? sorusu vardı. Umarız yanılmışızdır. Bunları düşünürken, özellikle İngiliz arşivlerinin ülkemizdeki arşivler ile mukayese edildiğinde oldukça detaylı olduğu ve hatta B-11 denizaltı komutanının sağlık raporlarına ve emeklilik dökümanlarına kadar mevcut olduğunu görmek hayretlerimizi arttırdı. İngiliz kaynaklarını araştırırken özellikle bu zaferi anlatan çeşitli İngiliz gazete küpürlerine ulaşmak da elde ettiğimiz bilgilere esas teşkil etti. Bununla birlikte, denizaltı komutanı Norman Holbrook’a ait olan bazı dokumanların ve Victoria Cross madalyasının, N. Holbrook’un eşi tarafından başka bir kıtada yer alan bir ülkenin belediyelerinden birine bağışlandığını tespit etmiş bulunuyoruz. Bu dökümanların birer kopyasını temin edebilmek amacı ile ilgili belediye müzesine başvurmuş bulunuyoruz. Bilebildiğimiz kadarı ile Türkiye’deki arşivlerin ve kütüphanelerin başında, Ankara’da bulunan Milli Kütüphanemiz ve İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Deniz Müzesi arşivleri gelmektedir. Milli Kütüphane görevlileri bu konudaki yardım taleplerimizi ellerindeki sınırlı imkanlar ile en iyi şekilde karşılamaya çalışmaktadır. Deniz Müzesi arşivlerinde yapacağımız araştırma için de yazılı izin talebinde bulunulmuş ve bu musade Deniz Kuvvetleri Komutanligi'nca verilerek arastirmamiza destek saglanmistir.Bu arada kısıtlı olsa da çalışmalarımızda bize ışık tutan kitapları yazan kıymetli insanlara da burada teşekkür etmek isteriz. Zira onların bu çalışmaları da olmasa belki Mesudiye tamamen unutulmuş bir tarih sayfası olacaktı.

Bu çalışma esnasında ulaşılması amaçlanan kaynaklar:

Bu sayfanın oluşturulmasının önde gelen amacı, özellikle Mesudiye’nin batırılışı sırasında, bu gemide görev almış gazilik veya şehitlik mertebesine erişmiş subay ve erlerin tam isim listesini oluşturmak ve onların bugün hayatta olan akrabalarına ulaşarak ellerinde mevcut bulunan her türlü anı, mektup, fotograf, günlük ve bizim aklımıza gelmeyip de, onların bizimle paylaşmayı isteyecekleri her türlü bilgi, belge vb. şeylere ulaşmaktır. Bu tür bilgileri, belgeleri onların müsadeleri çercevesinde bu eserde kullanarak Mesudiye’yi ve onun mürettebatını bizden sonraki nesillere aktarmaktır. O nedenle en ufak bir bilgi bile bizler için hayati nitelik taşımaktadır. Dolayısıyla, bizleri aramakta tereddüt etmeyiniz. Bunların ötesinde her türlü kaynak tavsiyelerine de açık olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Bu çalışmayı yapan kimdir:

Bu çalışma Oğuz Otay tarafından yapılmaktadır. 1968 doğumludur. Çocukluğu, annesinin ve babasının devlet memuru olması nedeniyle Türkiye’nin çeşitli yörelerinde geçmiştir. 1985 yılında, Beşiktaş Atatürk Lisesi’nden, 1989 yılında da, Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmuştur. Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuş ve şu anda bir özel havayolu şirketinde yönetici olarak görev yapmaktadır. Kendisi 1994 yılından beri aletli dalış ile uğraşmaktadır ve özellikle batık dalışlarının bir tutkunudur. PADI kurtarma ve ilkyardım (Rescue Diver) balıkadam sertifikası vardır. Oğuz OTAY’a ait fax numarası, mektup ve elektronik posta adresi aşağıdaki gibidir:

Faks numarası : +90 (212) 663 23 19

Posta adresi : Senlik mah. Çatal sok. No:3 Florya / İstanbul

Elektronik posta adresi : oguzotay@onurair.com.tr mesudiye@canakkale.org

Bu sayfayı ziyaret ettiğiniz, konuya gösterdiğiniz ilgi ve yardımlarınız için teşekkür ederim, saygılarımla.

 

 

Ziyaretçi Defterine yazabilirsiniz. Guestbook by GuestWorld Ziyaretçi defterini okuyabilirsiniz.

 

Sayfanızdan bu sayfaya link yapmak için aşağıdaki kodu kullanabilirsiniz.


Mesudiye Zırhlısı Araştırması

<p align="center"><font size="1" face="Georgia">
<img src="http://www.canakkale.org/mesudiye/messudiye_thumb.jpg"
width="150" height="71"><br></font>
<a href=
"http://mesudiye.canakkale.org" target="_blank">
<font size="1" face="Georgia">Mesudiye Zırhlısı Araştırması</font></a></p>