20 Mart 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Hasan PULUR Fotoğrafı: 6854 bayt
Okurlarla...

       GEÇENLERDE "hanut" ve "hanutçuluk" diye bir yazı yazmıştık; "hanut" dükkana müşteri, özellikle turist getirenlerin dükkan sahibinden aldığı komisyonun argosuydu, ansiklopediye göre "hanut" Ermenice dükkan demekti, "hanutçu" deyimi de buradan geliyordu.
       * * *
       MEĞER öyle değilmiş, Menderes Karaküçük'ün itirazı var; diyor ki:
       "Hanutçu, yabancı turistleri dükkanlara götürüp komisyon alan rehberlere denmez. Rehber zaten komisyonlarını, komisyon adı altında alırlar. Hanutçular, rehberlik kokartı sahibi olmayan Sultanahmet ve çevresinde turist avına çıkmış timsahlardır! Genellikle, rehber görünümünde turistlere yaklaşırlar taktik icabı camilere, Ayasofya'ya ve Topkapı Sarayı'na sonra anlaşmalı oldukları dükkanlara götürürler, zaten işin turistik gezi bölümünde kurdukları muhabbetle avlarının mesleğini gelirini öğrenirler ve gittikleri dükkana tüyo vererek ona göre fiyat çekilmesini sağlarlar.
       Av, avlanırsa sorun yok, yediği kazıkla kalır, ama, avlanmazsa hanutçu avını akşam yemeğine götürmeyi teklif eder. Anlaşmalı olduğu restauranta götürüp orada bir güzel becertir. Bu restaurantlar genellikle balık restaurantlarıdır; çünkü belediye encümeni kararıyla İstanbul'da balık fiyatları serbesttir, palamutun tanesi üç milyon da olabilir, üç milyar da, kanunen kimse bir şey diyemez. Hanutçumuz bu avdan memnun olmazsa, bu çarktan geçen turistler, bir de hanutçuluğun alt kolun olan yankesiciler, onlara, Türk misafirperverliğini gösterirler, çünkü hepsi aynı holdingin evlatlarıdır.
       * * *
       BUNLARI nereden mi biliyorum, çünkü ben o çevredeki bir otelde çalışıyorum ve yıllardır karakollara tercümanlık yapmak için gitmekten iflahım kesildi. Hanutçuluk Türk turizminin kanayan bir yarasıdır, zavallı turistler kendilerine çok şirin yaklaşan biryantin abidesi, alaturka Valentino'ları, hep methini duydukları Türk misafirperverliğinin bir ürünü sanarak, umduklarını değil, bulduklarını yemektedirler."
       * * *
       MEİR Motola'nın itirazı ise "hanut" kelimesinin Ermeniceye mal edilmesinde, o "İbranicede de hanut'un manası dükkandır" diyor.
       * * *
       OKURLARIMIZDAN Oğuz Atay da Çanakkale Savaşı'nın hemen öncesinde, bir İngiliz denizaltısı tarafından torpillenerek batırılan 10 subay ve 24 erimizin şehit olduğu "Mesudiye zırhlısı" hakkında bilgi arıyor:
       "Bu geminin batışı tam bir faciadır. Gemi adeta adım adım acı sona gelmiştir. Şehit olanların yanında, geminin batışı ile içinde kapalı kalan subaylarımızın bir kısmı 36 saat süren insanüstü bir çaba ile kurtarılmıştır.
       Bu özelliğine rağmen, maalesef, Mesudiye hak ettiği önemi bizlerden görmemiş ve hakkında yayınlanan eserlerin olmamasından veya sınırlı olmasından (biz henüz olanlara ulaşamadık) dolayı nerede ise unutulmuştur.
       Yürütmekte olduğum çalışma, bu gemide görev almış ve kurtulmuş veya şehit olmuş subay ve erlerimizin bugün hayatta olan yakınlarına ulaşmayı ve kendilerinde bulunan her türlü belge, bilgi, anı, vb. türde konuya ışık tutabilecek materyallere ulaşmaktır."
       "Mesudiye zırhlısı" hakkında bilgisi olanların bildirecekleri web sayfası: http://mesudiye.canakkale.org
       * * *
       GEÇENLERDE BRT'de Yalçın Menteş'in programında Türkçe tartışılıyordu; Yalçın Menteş, bir ara eşanlamlı kelimelere bir tekerleme örneği verdi, bize göre eksikti hemen telefona sarıldık ama bağlayamadılar. O tekerlemeleri biz şöyle biliriz:
       "Babıali kapısından, mürur edip, geçerken, tesadüfen rastladım, bir atlı süvariye."
       -------------
       DİP NOTU: Geçen gün Halit Deringör, bir Fenerbahçelinin kendisine "Hani bir gün herkes Fenerbahçeli olacaktı? Bırakın olmayı Fenerbahçeli olanlar bile başka takımlara geçiyor" dediğini yazıyordu.
       Birkaç yıldan beri Fenerbahçe'nin halini, Galatasaray'ın başarısını gören saygın bir dostumuzun niyetini anlayınca kendisini "döneklik" tehdidiyle vazgeçiriyorduk!!!
       Galatasaray'ın son zaferi, Fenerbahçe'nin Adana hezimeti üzerine artık kimseyi "döneklikle" korkutacak halimiz kalmadı.
       Ne demek istediğimizi, anlatabildik galiba...



Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet